Kültür Sanat

Şair Ahmed Arif Diyarbakır’da Anıldı- #mansethaber

0Shares

PEN Yazarlar Derneği, ölümünün 28. yılında şair Ahmed Arif’i doğduğu şehir olan Diyarbakır’da andı.

Ahmed Arif büstünün bulunduğu parkta yapılan etkinlikte Diyarbakır’da yaşayan şair ve yazarlar Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabından şiirlerini Türkçe ve Kürtçe olarak okudu.

Etkinliğe aralarında PEN Yazarlar Derneği Diyarbakır Temsilcisi yazar Şeyhmus Diken, Lal Laleş, Miran Janbar, İlhami Sidar, Veysi Ülgen, Vedat Çetin, Muharrem Erbey gibi birçok edebiyatçı katıldı.

Diken: Kült olmuş bir şair

Etkinlikte konuşma yapan Şeyhmus Diken, Ahmed Arif’in şiirine bakılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Ahmed Arif, tümü 19 ile 32 yaşı arasında yazılmış 1946 ile 50 yılları arasında yani 60 yıl önce yazılmış, yazıldıktan sonra elden ele, dilden dile dolaştıktan en az 10 yıl sonra, 1968’de yani 51 yıl önce kitap olarak basılmış, korsan baskılarıyla birlikte 100 binlercesi kitaplıklarda başköşeyi almıştır. Kitap boyutu içinde 75 sayfa, dize olarak saydığınızda 1014 dize, toplamda 19 şiirden oluşan ve adı ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ olan bir kitabın şairinden söz ediyoruz.

“Belki 1014 dizeyi oturup bir günde ya da bir haftada yazabilecek şairler de var elbette bu ülkede, küçümsemek amacıyla söylemiyorum, sadece Ahmed Arif’in 64 yıllık hayata sığdırdığı 1014 dizeden, yani 19 şiirden söz ediyorum. Kült olmuş bir şairin bıraktıklarını düşünerek Ahmed Arif’e ve ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’e bakmak gerekir.”  

Ahmed Arif hakkında

İbrahim Genç 3 Haziran 2018’de bianet’te yayınlanan “Gittiler, Aylardan Haziran’dı” yazısında Ahmed Arif’in hayatını şu sözlerle kaleme döküyordu:

“Haziran’ın gelişiyle leylak ve tomurcuk kokuları arasında ayrılan şairlerin biri de Ahmed Arif’tir. Diyarbakır’da doğmuştur, 21 Nisan 1927’de. Babasının Siverek’e tayin olmasıyla burada Kürtçenin Kurmancca ve Zazaca lehçelerini öğrenir. Harran’da ise Arapçayı. Bunların yanında aşiret yapılarını da yakından görür, ata binmeyi ve silah kullanmayı da öğrenir. Yine anadili yasaklarına da şahit olur, “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası döneminde Kürtçe konuştuğu için falakaya yatırılan insanlara da.

“İlköğrenim, lise ve askerlik derken 1947 yılında Ankara’ya gelir. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Toplumsal meselelere kafa yorar, sık sık devrimcilerle bir araya gelir, şairlerle buluşur. Şiirleri daha yayınlanmadan üniversite gençliği arasında yaygınlaşır. 1951 yılında solculara karşı başlatılan sürek avında o da tutuklanır. Ağır sorgular altında, zor cezaevi koşullarında 38 ay kalır. 7 Ekim 1954’te tahliye olduktan sonra kalan sekiz aylık kamu gözetimi altında tutulma cezasını çekmek üzere Diyarbakır’a döner.

“Cezası tamamlanınca yeniden Ankara’ya döner; ama üniversite eğitimine devam edemez. Kısa süreli bazı işlerde çalışır. Kendisi bu zor dönemi “Sürünmeye başladım. Birçok işe girip çıktım. Bir ara Abidin Dino bir iş ayarladı, fotokopi işi, onu yaptım. Sonra kömür dağıtımında çalıştım. Ama hangi işe girsem polisler peşimdeydi, beni kovalıyorlardı.” sözleriyle anlatır. 1956 yılından itibaren Medeniyet, Halkçı ve Öncü gibi gazetelerde redaktör, yazı işleri müdürü olarak çalışmaya başlar. 1967’ye gelindiğinde Aynur Hanım’la evlenir. 1968’de de ilk ve tek şiir kitabı “Hasretinden Prangalar Eskittim” basılır ve o günden bugüne onlarca baskıya ulaşır. Gözlerden uzak mütevazi bir hayat yaşayan Ahmed Arif, 2 Haziran 1991’in bir Ankara sabahında ebediyete göçer.” (TP)

Not: Haberler arşiv niteliğindedir. Haberleri kaynağından okuyun.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir